Cuma Hutbesi 30.11.2012

بِسْمِ اللّٰهِ الْرَّحْمٰنِ الْرَّحِيمِ

اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا * فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ * وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ

Bismillâhirrahmânirrahîm
[Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
“Gerçekten, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Boş kaldın mı (hemen) başka bir işe koyul ve yalnız Rabbine yalvar.”

[İnşirâh sûresi, âyet 6-8]


Aziz Müminler,

Zamanın insan hayatında önemli bir yeri vardır. İnsan ömrünün esası, zamandır. Çünkü insanın işleri, zaman içinde olur. Geçen her an, insanın ömrünü eksiltir ve ecelini yaklaştırır. Ne var ki, insan çoğu kez, geçen zamanı kazanç zanneder. Şüphesiz, zamanı iyi bilmek, iyi kullanmak ve iyi değerlendirmek gerekir. Örneğin sabahleyin tedbirsizlikten kaynaklanan bir gecikme bütün günü; planlı geçirilmeyen bir gün ise, haftanın hatta ayın veya yılın çalışma takvimini etkileyebilir.

Zaman Allah‘ın kullarına en büyük lütuflarından biridir. Çünki herşey zaman içerisinde değer kazanmakta ve yine zaman ile değerini yitirebilmektedir. Saf ve tertemiz yaratılan, eşrefi mahluk olan insanoğlu bu zaman diliminde varoluş amacına uygunluk içerisinde hareket ederek alây-i illiyyîn dediğimiz en üst mertebelere yükselebilmekte ya da yaratılış amacına uygun olmayacak davranışlarla esfel-i sefîlîn dediğimiz sefîhler derecesine, yani aşağıların en aşağısına da inebilmektedir.

Degerli Kardeşlerim,

bu dünyada bedenimiz dahil malımız, mülkümüz ve evlatlarımızın bize bir emanet olduğu anlayışı ile hareket ederek gününü gün etmek yerine “iki günü eşit” geçirmeden yaşamayı ilke edinelim. Unutmayalım ki, boş ve faydasız geçen her anımız bir daha geri gelmeyecektir. Allah’a verilecek hesap sırasında kara bir leke olarak karşımıza çıkacaktır.

Değerli Müminler,

sağlık da yine aynı şekilde kaybedildiği zaman tekrar kazanabilmenin, önceki şekliyle tekrar elde edebilmenin en zor oldugu değerlerden birisidir. Ayrıca sağlığın korunması, İslam‘ın, korunmasına ehemmiyet verdiği beş gayeden biridir. Bir bakıma hastalıklara karşı tedbir almak ve sağlıklı yaşamaya gayret etmek de, dinî bir görevdir. Allah Resulü (s.a.s.)’in “Ey Allah‘ın kulları, tedavi olunuz, zira Allah, ihtiyarlıktan başka dermansız bir dert vermemiştir.” [1] sözleri hastalıklara karşı tedbirli olmanın gerekli oluşuna işaret etmektedir.

Bu sebeble Efendimiz (s.a.s.) bir hadîs-i şerîflerinde; “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu iki nimetin kıymetini bilme noktasında aldanmıslar, hataya düşmüşlerdir. Bunlar, sağlık ve zaman nimetidir.” [2] buyurmuşlardır.

Yine başka bir hadîs-i şerîflerinde ise; “İman dışında hiç kimseye sağlıktan daha hayırlı bir nimet verilmemiştir.” [3] diyerek sağlığın imandan sonra gelen en büyük nimet olduğunu vurgulamıştır.

Aziz Kardeslerim,

sorumluluk sahibi ve şuurlu olarak yaratıldığımıza göre Cenâb-ı Hakk‘ın verdiği nimetlerden mutlaka hesaba cekileceğimizin bilinci içerisinde hareket ederek hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşama gayreti içerisinde olmalıyız. Allah‘ın nehyettiği şeyleri yiyip içerek, sağlıgımıza zarar vererek, nehyettiği şeylerle zamanımızı boşa geçirerek, dünya ve âhirette telâfisi mümkün olmayan sıkıntıların içerisine düşebileceğimizi asla unutmamamız gerekir.

Hutbemi Allah Resulü (s.a.s.)’in bir hadîs-i şerîfiyle bitiriyorum: “Beş şey gelmezden önce beş şeyin kıymetini iyi biliniz!

1. İhtiyarlıktan önce gençliğin,
2. Hastalıktan önce sağlığın,
3. Meşguliyetten önce boş vaktin,
4. Fakirlikten önce zenginliğin,
5. Ölümden önce hayatın kıymetini”
[4]

[1] Ebû Dâvud, 4/37.
[2] Bûhârî, Rikak, 1; İbn Mâce, Zühd 15.
[3] Tirmizî, h.no: 3553.
[4] Hâkim, Müstedrek, 4/341, no:784.

İsmail Ünal
DİTİB Erlangen Camii Din Görevlis

Newsletter Anmeldung

Besucher-Counter

Heute3
Gestern63
Woche66
Monat1185
Insgesamt41091

Aktuell sind 35 Gäste und keine Mitglieder online

Facebook