Cuma Hutbesi 22.02.13

Bizler için kendi nefsimizden eşler yaratması, eşler arasında sevginin var edilmesi Allah’ın varlığının delillerindendir. Allah’ın eşler arasında varettiği sevginin neticesinde kurulan yuvalar… Bu yuvaların en güzel meyvesi çocuklarımız…



 

بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقينَ اِمَاماً


Bismillâhirrahmânirrahîm

[Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
“Rahmân’ın Kulları, ‚Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl, bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle‘ diye dua ederler.”

[Furkân sûresi, âyet 74]


Değerli Cemaatimiz,

Bizler için kendi nefsimizden eşler yaratması, eşler arasında sevginin var edilmesi Allah’ın varlığının delillerindendir. Allah’ın eşler arasında varettiği sevginin neticesinde kurulan yuvalar… Bu yuvaların en güzel meyvesi çocuklarımız…

Çocuklar bizlere Allah‘ın birer emaneti ve de en güzel nimetidir. Bizlere düşen görev Allah’ın emaneti olan yavrularımızı O’nun istediği şekilde yetiştirmektir. Çocuklar şekil vermeye hazır hamur gibidirler. Onlara anne ve baba olarak istediğimiz sekli verebiliriz. Çocuklar bereketli toprağa ekilen tohum gibidir. Neyi eker isek ileride mutlaka onu hasat ederiz.

Kıymetli Cemaat,

Çocuklara kalıcı olarak verilen eğitim ve terbiyenin yeri ne anaokulları ne de üniversitelerdir. Çocukların kalıcı davranışları edindiği asıl yer aile ocağıdır. Evlatlarımızın kimler ile arkadaşlık yaptığına, zamanını nerede ve ne şekilde geçirdiğine dikkat etmek anne-babanın vazifesidir. Çocuğun yaptığı her şeyi iyi-kötü ayırımı yapmadan onaylamak doğru bir eğitim anlayışı değildir. Aynı şekilde çocuklarla ilgilenmemek, onları ihmal etmek, onların hakkı olan vakti başka yerlerde heba etmek hem kendimize hemde çocuklarımıza karsı yaptığımız bir kötülüktür.

Çocuklarımızı yetiştirirken güzel ahlaktan taviz vermeyelim. Unutmayalım bizlerin onlara bırakacağı en güzel miras güzel ahlaktır. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz.” [1]

Muhterem Müslümanlar,

Bir gün Peygamber Efendimiz (sav) torunu Hz. Hasan‘ı öpüyordu bu esnada sahâbeden Akra bin Habis Peygamberimizi gördü ve şöyle dedi: “Yâ Resûlallah, benim on çocuğum var. Fakat şimdiye kadar hiçbirini öpmedim.” Bunun üzerine Peygamberimiz; “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdular. [2] Yine bir defasında Bedevilerden bir grup Peygamberimize gelmişlerdi; Siz çocuklarınızı öper misiniz diye Peygamberimize sordular. Hz. Peygamber ‚evet‘ deyince onlar ‚Vallahi biz çocuklarımızı öpmeyiz‘ dediler. Bunun üzerine Efendimiz “Allah sizin kalbinizden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim” [3] dedi. Okuduğumuz hadîs-i şerîflerden de anlaşılacağı üzere asl olan çocuklarımıza karşı sevgi ve merhametle yaklaşmaktır.

Değerli kardeşlerim,

Her anne ve baba evladının iyi bir eğitim almasını, güzel yerlere gelmesini ister. Fakat bunun için gereken çabayı gösteren anne ve babaların sayısının çok fazla olduğunu söyleyebilmemiz maalesef mümkün değil. Evlatlarımızı kız erkek ayrımı yapmadan, zamanın şartlarına ve gereklerine uygun olarak eğitelim. Bu konuda Hz. Ali Efendimzden geldiği rivayet edilen “Çocuklarınızı kendi yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” sözlerini kendimize düstur edinelim.

Toplumların tarih sahnesinde hak ettiği yeri alabilmeleri, geleceğe umut ile bakabilmeleri ancak iyi bir eğitim ile mümkündür. Tarihinden (geçmişinden) habersiz, geleceğini iyi bir eğitimle planlamayan toplumlar tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdurlar. Bir Çin atasözü şöyle der bizlere; “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” Unutmayalım kendi istikbalimiz, toplumsal geleceğimiz iyi yetişmiş nesiller ile garanti altına alınabilir.

Hutbemi başta okuduğum âyet ve bir hadîs mealiyle bitirmek istiyorum:

“(Rahmân’ın Kulları), ‚Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl, bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle‘ diye (dua ederler).[4]

“Allah’tan korkun çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” [5]

[1] Tirmizî, Birr, 33.
[2] Buhârî, Edeb, 18.
[3] Müslim, Fedâil, 64.
[4] Furkân, 25/74.
[5] Buhârî, Hibe, 12-13.

Adnan CÖMERT
Duisburg-Beeckerwerth DİTİB Selimiye Camii Din Görevlisi

 

Newsletter Anmeldung

Besucher-Counter

Heute3
Gestern63
Woche66
Monat1185
Insgesamt41091

Aktuell sind 36 Gäste und keine Mitglieder online

Facebook