10.01.2014
 

Bir gün Efendimiz (s.a.s); “Sizden biri beni, babasından evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz” [1]deyince, Hz. Ömer: “Ey Allah’ın Resulü! Sen bana, nefsim hariç her şeyden daha fazla sevimlisin” diye karşılık verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s) “Hayır ya Ömer! Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki; sen, beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın.” buyururlar. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a): “Vallahi şimdi sen bana nefsimden de daha sevimlisin” diye cevap verince, Hz. Peygamber (s.a.s): “Şimdi imanının kemale ermiştir ya Ömer” buyurur. [2]

 

 

بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

 
Bismillâhirrahmânirrahîm

[Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]

Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”

 

 [Al-i İmrân sûresi, âyet 31]

 

قاَلَ رَسُولُ اللهِ صَلَى اللهُ عَلَيِهِ وَ سَلَّمَ: لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ اَحَبَّ اِلَيْهِ مِنْ وَلَدِهِ وَ وَالِدِهِ وَالنَّاس اَجْمَعِينَ

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) buruyor ki: “Sizden biri beni, babasından evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz”

[Müslim, İman, 16]

Bir gün Efendimiz (s.a.s); “Sizden biri beni, babasından evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz” [1]deyince, Hz. Ömer: “Ey Allah’ın Resulü! Sen bana, nefsim hariç her şeyden daha fazla sevimlisin” diye karşılık verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s) “Hayır ya Ömer! Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki; sen, beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın.” buyururlar. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a): “Vallahi şimdi sen bana nefsimden de daha sevimlisin” diye cevap verince, Hz. Peygamber (s.a.s): “Şimdi imanının kemale ermiştir ya Ömer” buyurur. [2]

Kardeşlerim,

Efendimiz (s.a.s), bu ikazı ile insan hayatını etkileyen en önemli duygulardan biri olan sevgiyi sahabeye öğretiyordu. Onlar da sevdiler o gönüller sultanını… Canlarından, mallarından en yakın akrabalarından daha fazla sevdiler. “Anam babam sana feda olsun” diyecek kadar sevdiler.

Allah’ın kutlu elçisi de onları sevdi: Hastalandığında başlarındaydı, üzüldüklerinde yanlarındaydı, sevindiklerinde aralarındaydı. Onlara sevmeyi, sevilmeyi öğretti. Onlar da severek ardından yürüdüler. Onlara ve onların şahsında bizlere Allah’ı sevmenin yolunu gösterdi Kutlu Resul. Kur’an’ın diliyle onlara: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” [3]diye seslendi.

Kardeşlerim,

Bağışlama ve merhamet Yüce Mevla’nın, Rahmet Elçisinin en belirgin vasfıydı. Efendimiz (s.a.s.) sahabeye, onları bir arada tutacak sevgiyi anlatıyor ve gönülleri fethetmeyi öğretiyordu. Sevdiğiniz kimseye sevdiğinizi söyleyin [4]diyor, sevgi ve nefrette aşırıya gidilmesini istemiyordu. [5] Ashab-ı Güzin de onu takip etti ve tarihe bir saadet asrı tablosu yerleştirdiler.

Kardeşlerim,

12 Ocak Pazar gününü 13 Ocak Pazartesiye bağlayan gece Mevlîd-i Nebî’dir. Bu gecede bir sevgi muhasebesi yapalım. Yüce Mevlâ’yı, O’nun Kutlu elçisini ne kadar ve nasıl sevdiğimizi bir bir gözden geçirelim. Sonra davranışlarımıza bakalım; Resulullah’ın muhabbet duygusu hayatımıza yansımış mı, Çocuklarımıza onun baktığı gibi bakıyor muyuz? Onun hanımlarına davrandığı gibi eşlerimize davranıyor muyuz? Anne-babalarımıza onun istediği şekilde saygı gösteriyor iyilik yapıyor muyuz? Komşuluğumuz onun komşuluğuna benziyor mu? Kaç defa Allah rızası için affettik? Kaç kez nefsimize mağlub olduk? Tekrar tekrar gözden geçirelim.

Kardeşlerim,

Bu mevlîd gecesinde onun öğrettiği gibi ailemize, anne-babamıza, komşularımıza karşı muhabbet üzere davranalım. Namazımızda, bakışlarımızda, yürüyüşümüzde, konuşmamızda, üzüntümüzde, sevincimizde de ona benzemeye çalışalım. Bu mevlîd gecesi bizim doğuşumuz olsun. Yeni bir hayata başlar gibi sünnete uygun bir yaşantıya merhaba diyelim. “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin” [6]diye dua edelim.

[1] Müslim, İman, 16

[2] S. Buhârî Muhtasarı ve Tecrîd-i Sarih Terc., I/31, DİB, 1984 Ankara.

[3] Al-i İmrân, 3/31.

[4] Ebu Davud, Edeb, 122 (5124).

[5] Tirmizî, Birr, 60.

[6] Haşr, 59/10.

Hutbe Komisyonu

Newsletter Anmeldung

Besucher-Counter

Heute3
Gestern63
Woche66
Monat1185
Insgesamt41091

Aktuell sind 36 Gäste und keine Mitglieder online

Facebook